if(window.location.href == 'https://kisiselyazilarimkaan.blogspot.com' || window.location.href == 'https://kisiselyazilarim.blogspot.com' ) { window.location="https://kisiselyazilarimkaan.blogspot.com"; } Kişisel Yazılarım : güneş sistemi
güneş sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güneş sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2018 Salı

Keşfedilen En İlginç Gezegenler

Teknoloji geliştikçe, bilimsel ça-lışmalar da gelişiyor. Bilimsel çalışmalar geliştikçe de evrende birçok ilginç gökcismi de keşfedilmeye devam ediyor. İşte bilimin henüz yeni keşfettiği, birbirinden ilginç gezegenler! 

Bu tür yazıların daha fazla gel-mesi için blogumu takip etmeyi ve yazılarımı sosyal medya he-saplarında paylaşmayı unutmayın. 
1- Kepler 10c:
Bu yukarıda gördüğünüz resim, yeni keşfedilen Kepler 10c geze-genine ait. Kepler 10c dünyadan 2-3 kat daha büyük ve 570 ışıkyılı uzaklıkta. Bu cisme baktığımızda, dünyaya biraz benzediğini düşünüyoruz değil mi? İşte insanoğlunun yıllardır aramaya çalıştığı şey bu: "Yeni bir ev bulmak!" 

Bir önceki yazımda da bahsetmiştim; bir gezegen ne kadar büyükse, yerçekimi kuvveti de o kadar etkili oluyor. 


Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni olan Jüpiter'i ele alalım. Jüpiter'in yerçekimi kuvveti o kadar güçlü ki, gezegenin yanından geçmeye kalkmanız bile sizi içine çekmesine yetiyor. İşte Kepler 10c ve diğer büyük gezegenler de bu şekilde. Yerçekimi çok fazla olan bir gezegende, zaten yaşam olması çok yüksek değil. 
Yerçekiminin çok fazla olması, zehirli gazların atmosfere çekilmesine ve yaşanılabilir bir atmosferin ihtimalini ortadan kaldırabilir. Sıradaki gezegene geçelim...

2. Kepler 10b: 
Her tarafınızın alev alev yandığını hayal edin. İşte Kepler 10b'de göreceğiniz şey tam olarak bu... Kepler 10b NASA tarafından 2011'de keşfedildi. Kepler 10b, Güneş Sistemi dışında keşfedilen en küçük gezegen olarak anılıyor

3. KOI-214c:
KOI-214c, bilimin şimdiye kadarki keşfettiği en hafif gezegen. Dünya'dan 60 kat büyük bir çapa sahip olmasına rağmen, gaz yapısı ağır bir atmosferden oluşuyor ve bu yüzden oldukça hafif.

4. Gliese 581-e:
Dünya dışında başka bir yaşamın olabileceğini düşündüren Gliese 581-e yaşam olasılığı yüksek olduğu düşünülen en ufak gezegen. Gliese 581-e, 2011 yılında ünvanını Kepler 10-b'ye kaptırdı. Gliese 581-e, Gliese 581 yıldız sisteminde yer alıyor.

 5. WASP-12b
Hani size yukarıda her yanı yanan ateşten ve karanlıktan oluşan bir gezegenden bahsetmiştim ya; WASP-12b yanından hiçbir şey kalıyor. Güneş Sistemi'nin en sıcak gezegeni olarak bilinen Venüs bile bu gezegenin yanında soğuk kalıyor. Yoğun asit yağmurlarıyla yıkanan WASP-12b, yaşamı imkansız kalıyor...


Şimdilik, keşfedilen gezegenler bunlar. İnsanoğlu, her yıl evrende birbirinden ilginç gezegen ve yıldız sistemleri keşfediyor. Şu anda Samanyolu Galaksisi'nde bile keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca gezegen ve yıldız sistemi mevcut. Bu da Allah'ın evreni nasıl bir kudretle yarattığını kanıtlıyor. Bütün gezegen ve yıldızlar kendileri için belirlenmiş bir yörüngede dönüyor. 

Bu da Allah (c.c)'ın varlığını kanıtlamaya yetiyor.

Bu yazımı beğendiyseniz +1 tuşuna basmayı ve yazılarımdan anında haberdar olmak için blogumu takip etmeyi unutmayın. Bu arada bana destek olmak için, Google Reklamları'na tıklarsanız çok sevinirim.

Yeni yazımda görüşmek üzere hoşçakalın...
Kaan Akalın

9 Ekim 2016 Pazar

Uzayda Yalnız mıyız?

Uzayda keşfedilmeyi bekleyen sayısız galaksi ve gezegen mevcut. Bilimadamları uzayda yaptıkları sayısız incelemelere rağmen, halen yaşanabilir bir ge-zegenin varlığına rastlayamadılar. İçinde bulunduğu-muz samanyolu galaksisinde bile keşfedilmeyi bekleyen pekçok yıldız sistemi mevcut. Nasa'nın bilim adamları halen uzayda yaşam bulunabilecek bir gezegenin varlığını araştırıyor. Görgü tanıkları UFO denilen cisimlerin dünyaya uğradığını ve hatta işaretler bıraktıklarını iddia etmektedirler. Bu araştırmalar bayağı bir sürecek gibi görünüyor. Daha güneş sistemindeki gezegenlerin ve uyduların özelliklerini yeni yeni keşfetmeye başladık. Şimdi bu güneş sistemimizdeki gezegenlerin özelliklerine bir bakalım:

Merkür: Merkür, güneş sistemine en yakın gezegendir. Merkür'de gün 58 dünya gününe eşittir. Çünkü güneşin etrafında dönen en yavaş gezegendir. Merkür'ün bu özelliği gezegenin diğer yanını kızartırken, diğer yanını ise donduruyor. Kısacası, burada asla yaşayamayız. 








Venüs
Venüs gezegeni dünya ile benzerliğinden "Dünya'nın ikizi" olarak adlandırılır. Her ne kadar büyüklük olarak dünyaya benzese de, dev bir fırın tabiri çok doğru olur. Venüs'ün yüzey sıcaklığı kurşunu eritecek kadar yüksek. Ayrıca yoğun karbondioksit içeren bulutlarla öldürücü asit yağmurlarına maruz kalıyor. Daha önce defalarca insansız hava aracıyla görüntülenmeye çalışsa da, hiçbiri yüzeyine ulaşamadan eriyip yok oldu. Düşünün ki, kurşunu eriten bir sıcaklık, bizim yaşamamıza imkan verecek gibi değil. Kısacası Venüs gezegeni de yaşayabileceğimiz bir gezegen olamaz.



Mars
Mars, hakkında en çok araştırma yapılan gezegenlerden biridir. Çünkü 8 gezegen içerisinde yaşamaya en uygun gezegendir. Yüzey sıcaklığının normal olması sebebiyle, astronotların bu gezegende araştırma yapmalarına izin vermektedir. Mars'da yaşamın varlığı, yıllardır astronotların araştırma konusu olmuştur. Hatta ileri teknolojiyi kullanarak, burada suni oksijen sağlayabilmeyi amaçlamaktadırlar. Hatta ileride birkaç insanın Mars'a giderek, Dünya'ya hiç dönmemek üzere orada yaşamasını sağlamayı düşünmektedirler. Ama suni oksijen ne kadar ihtiyacı karşılar, bilinmez. Ama şu anda Mars gezegeninin atmosferi, yaşama elverişli olmadığından, şu anda burada yaşamak mümkün değil. Ayrıca Mars yüzeyinde su da bulunmuyor.


Jüpiter
Jüpiter, güneş sisteminin en büyük gezegenidir. Üzerinde hiçbir kara parçası bulunmadığından, dev gaz devleri arasında yer alır. Gezegende meydana gelen korkunç fırtınalar, yaşamı imkansız hale getirmektedir. Ayrıca Jüpiter'in kuvvetli bir manyetik alanı var. Bu da öldürücü gazları atmosfere çekerek, gezegeni yaşam için tehlikeli hale getiriyor. Kısacası Jüpiter gezegeni de yaşam için elverişli değil.



Satürn
Satürn, güneş sisteminin ikinci en büyük gezegenidir. Kaya ve buz parçalarından oluşan halkalarla tanınmaktadır. İçeriğinde kara parçası bulunmadığından, gaz devleri arasında yer almaktadır. Yoğunluğu suyun yoğunluğundan bile düşüktür. Kısacası bu gezegen de, yaşama izin vermiyor.

Uranüs 
Uranüs güneşe en uzak ikinci gezegendir. Uranüs'ün atmosferi, yoğun karbondioksit nedeniyle mavi renktedir. Uranüs'ün bileşiminde %83 Hidrojen, %15 Helyum, %2 Metan(CH49 ve Amonyum buzu; su buzu; amonyum hidrosülfit; Metan buzu. Kısacası bu gezegende oksijen bulunmamaktadır. Bu da yaşam için elverişli değildir. Ayrıca Uranüs gezegeni, dondurucu soğuğuyla da canlı yaşamına izin vermemektedir. 

Neptün
Neptün, güneş sisteminin en uzak gezegenidir. Neptün, güneş sisteminde yer çekimi en fazla olan 2. gaz devidir. 24.764 km.'lik yarı çapı, dünyanın dört katı büyüklüğündedir.  Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir. Atmosferi toplam kütlesinin %5-%10 kadarını ve dıştan merkeze doğru olan mesafesinin de yaklaşık %10-%20'lik kısmını oluşturur. Atmosfer basıncı 10GPa'yı bulmaktadır. Metan, amonyak ve su oranları atmosferin alt katmanlarında daha yüksektir.[7] (Kaynak: Vikipedi)

Dondurucu soğuğu nedeniyle, canlı yaşamına izin vermemektedir.

Plüton
Plüton'un gezegen olup olmadığı, halen tartışma konusudur. Plüton'un gezegen olduğuna kanıt, uydularının bulunmasıdır. Ancak yüz ölçümü bakımından çok küçük olduğundan, "Cüce Gezegen" olarak adlandırılmaktadır. Plüton güneşe en uzak gezegen olmasından, dondurucu bir soğuk hüküm sürmektedir. Zaman zaman, ince atmosferi bile buz kütlesine dönüşmektedir. Burada da yaşamamız, imkansıza yakındır.






Görüldüğü üzere güneş sistemimizdeki dokuz gezegenin sekizi, insan yaşamına müsehade etmemektedir. Kimisi atmosferinden, kimisi yüzey sıcaklığından, kimisi de yer çekiminden ve dönme hızından yaşamı imkansız hale getirmektedir.



Ancak Dünya gezegeni, tam yaşama uygun bir gezegendir. Yer çekimi, güneşe olan uzaklığı, atmosfer yapısı, yüzey sıcaklığı bu gezegeni yaşanabilir bir gezegen yapmıştır. Dünya gezegeninde yaşam, dışarıdan müdahale olmadığı takdirde, sürüp gider. Bilim adamları, yaşamak için dünyamsı gezegenler araştırmaktadırlar. Ama dünya dışında yaşanılabilecek bir gezegenin varlığına, henüz rastlanamadı. Halen dünyamsı gezegen araştırmaları sürmektedir. Belki ileride sürekli gelişen teknoloji sayesinde, dünyamsı bir gezegen bulup orada yaşamaya başlayabiliriz. Ama bu çok zaman alacağa benziyor. Dünya sonsuza kadar yaşamayacak. Elinde sonunda, dünya yaşanabilir atmosferini tüketecek. Böylece öldürücü gazlar yeryüzüne dolarak, toplu ölümlere sebep verecektir. Şu anda dünyanın yer çekimi kuvvetinin zayıfladığı belirtildi. Belki de bu durum, çok yıllar sonra dünyanın yok olmasına sebep olabilir. Bunun için bilim adamları, halen dünyamsı gezegenler aramaya devam etmektedirler.

Yazılarımın devamı için, bloğumu takip etmeyi unutmayın. 
Bu arada, destek için sitemde yer alan "Google Reklamları"na tıklamayı da unutmayınız. 

İlgi ve alakanız için teşekkür ederim.
Kaan Akalın